sabretmek
er ya da geç sabretmek istiyoruz diyenler (23 kişi)
| - bu mevzuda tecrübeli 10 kişi var verdikleri ortalama puan: 6.50 etiketler: kişisel |
yorumlar, sorular, öneriler
1 2 Sonraki Sayfa >> Listelenen Kayitlar 1 - 10
sabretmek konusunda yorumun mu var?
bu sitede hayattaki tecrübelerini ve isteklerini başkalarıyla paylaşabilirsin.
istiyor.us! a üye olmak için buraya tıkla.
istiyor.us! a üye olmak için buraya tıkla.
tecrübeliler (10)
-
sheryy verdiği puan: 10
"inanılmaz!!"
sunterra verdiği puan: 6
"iyidir"
beone verdiği puan: 7
"güzel bir olay:)"
love and angel verdiği puan: 6
"iyidir"





göğsüme öyle bişey çöreklendi ki dün gece.
ölüorum lan.
felaket bi acı.
söz taşıyan kalp kıran, iki yüzlü ihanet ve intikam erbabı konuşurken, o en üst perdeden susuyordu..
ama konuşmasının da zamanı gelmişti herhalde. içinden öylece düşündü. evet artık söylemeliydi yapabileceklerini. çünkü karşısındaki ne olacağını bilmiyordu. yanlışlarına yanlışlar eklerken artık bir yerde uyarmanın zamanı gelmişti.
‘bu uyarmak ki uyulmazsa kıyametin öncüsü!’
ama bir amacı vardı. gereksiz değildi.
sonra ölüm sessizliğini bozdu.
dostluk ve intikam eli olan sağ elinin işaret parmağını ona yönelterek konuşmaya başladı;
sus ve beni dinle!
desem ki, ben bu işte suçluyum.
desem ki, belki benim de yanlışlarım vardı..
susuyorum işte ötesi var mı?
sözlerine ben diye başlayanları sevmem aslında biliyorsun,
sözlerine sen diye başlayarak karşısından kişiden başkasını suçlamayan birisinden daha mı kötüyüm şimdi?
evet, şimdi ben diye başlıyorum sözlerime ve öyle de devam ediyorum;
ben kendimde arıyorum bütün suçu. hani soruyorsun ya içinden 'neden susuyorsun' diye. hani söylüyorsun ya bana 'haklı olsaydın zaten susmazdın, kendini savunurdun' diye.
sana cevap veriyorum; ben susuyorum çünkü; kendini haklı görme, aklama, kurtarma korkusunu çoktan yitirdim. varsın beni kötü bilsinler.
susuyorum çünkü kaybetmek yoksa da kazancağım bir şey olmadığı için sabretmeye çalışıyorum.
sabrımın derecesi ne kadar da yüksek görüyorsun ya. ama hesap etmediğin bir şey daha var.
'öfkem de sabrımın derecesinde!'
konuşmaya başladığımda o eteğinden sürekli dökmeye çalıştığın ve ağır sandığın taşların hafifliğine inanamayacaksın! çünkü içimden gelen bin sesle dağları yerlerinden oynatıp seni altında bırakacağım! hatta herkesi. konuşmaktan çok daha fazlasını göreceksin inan.
susuyorum evet, çünkü öfkem ve yapacaklarım o kadar büyük ki karşındaki bu adamın gireceği o hali karşısında beni bırak kendinden bile şüphe edeceksin, 'bu o muydu' diye..
bekliyorum anlasana, vicdan terazimde haklılığımın olduğu kefenin çok daha ağır basmasını. bütün iyi saatlerimin zembereklerinin boşalmasını.
şimdi yine ben diyeceğim sana.
ben o kadar enlerde bir insanım ki hiçbir zaman ortalama olamadım. hiçsem en hiç. kötüysem en kötüyüm. vicdanım var sadece. sadece onun sesini dinliyorum. o yüzden de susuyorum işte. bekliyorum ki dolsun taşsın, sonra onunla uğraşmayayım. taştığında da iki hasım olacağız. ve bu hiç hoşuna gitmeyecek. açık açık söylüyorum; düşmanıma acımam. hasımlık ahlakım yoktur, kural mural yok. başladığımda ben bu iş oldubittiye gelmeyecek. kolay kolay da bitmeyecek.
cehenneme bile gitsen nasıl yanıp acı çektiğini görmek için ardından oraya gelir, seninle birlikte yanarım!
çok günaha gireceğim biliyorum. bütün erdemlerimi yitireceğim herkese, her şeye karşı. ve durmak nedir bilmeyeceğim. sonra bir kez intikam almaya başlayınca bundan önceki bütün nişanesini koyup beklettiklerime gelecek sıra. keşkeler havalarda uçuşacak.
çünkü birazın ne olduğunu bilmiyorum…
her şey bittiğinde herkeste olan tek şey pişmanlık olacak. herkes gitmek isteyecek, herkes bitmek.
(sonra da çok sevdiği şiirlerin mısralarını sözlerinin arasında eritip devam etti)
sonra rabbimin huzuruna çıkacağım. diyeceğim ki ona;
allah’ım!
huzuruna geldim senin, uykusuz gecelerin ışıdığı, gecenin gündüze yakın olduğu anda.
günahlarımla huzuruna geldim senin. günahlarımın yükselemeyeceği katına.
ahh rabbim! acziyetimi sana şikayet ediyorum.
ben nelerle uğraştım. işte böyle bir ömrü yele verdim savurdum, şimdi sana geldim, duaya durdum.
geçmişi ve geleceği yüreğime aldım da kendimi avuttum…
ahhh!..
günahları yüzünden mahkum olur ya insan, kimse görmesin görüp gülmesin diye kirlenmiş ellerini yüzüne kapatır ya hani, işte şu an böylece karşındayım.
kainatı titreten bu şefkat sesiyle sunuyorum tövbemi.
kendisinden başka ilah olmayan süphan!
zalimlerden oldum ki, merhametine muhtacım!
huzuruna alsan da beni böyle perişan,
benim hakkımda olan hükmün başımda tacım.
haykırışlarıma katıyorum tövbemi.
(sözleri bitmişti.. ilk muhatabına yönelip son bir şey daha ekledikten sonra tekrar sustu)
‘ne olursun bunların olmasına izin verme!'
'yapma!’
askerde çok güzel öğretiyorlar bunu...
sabırla tahammülü karıştırdı halkım,
kadın erkeğe
işçi patrona
ayyaş meye
mey haneye
hane ziyarete
sabırla tahammülü karıştırdı birileri
felsefemi yapsam
artık sabretmiorum artık sallamıyorum çok sıkıldım:)
filemenko orkestrasını biliyomusunuz:.....heh işte o.
yeterince sabırlıyım. fazlası iyi değil değildir hiçbirşeyin. sabrın bile..
Her konuda sabır çok önemlidir. Babam epey başarılıdır bu konuda. Keşke bende en az onun kadar sabırlı davranabilseydim olayların karşısında...
şu anda en çok lazım olan şey sanırım. hem iş hayatında hem aşk hayatında sabırlı olmak ve en güzeli için beklemek